Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yoğun mesaisine İstanbul'da devam ediyor.
Haliç Kongre Merkezi'nde "Ziraat Bankası 5. Tarım Ekosistemi Buluşması"na katılan Cumhurbaşkanı, burada önemli mesajlar verdi.
"Muhalefetin zihniyeti müzelik" diyen ve son zamanlarda yaşananlara tepki gösteren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Biz her alanda Türkiye'yi şaha kaldırmanın, Türkiye Yüzyılı'nı inşa etmenin gayretindeyiz" dedi.
Terörsüz Türkiye sürecinden de bahseden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Nasıl hayırlı bir proje olduğu günden güne anlaşılıyor" dedi.
"Ocak-Haziran dönemi ihracatımız yüzde 3,6 oranında artarak toplam 136 milyar 59 milyon dolara ulaştı. Tarım ve gıda ürünleri ihracatımız ise yüzde 23,3 oranında artarak 2,8 milyar dolar oldu." diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan şöyle devam etti;
"HEDEFLERİMİZE DOĞRU KARARLILIKLA İLERLEYECEĞİZ"
İlk 6 ayın toplamı da yüzde 3,3 oranında artışla 16,3 milyar dolara çıktı. 2025’i tarım ve gıdada 6,5 milyar dolar dış ticaret fazlasıyla kapatmıştık. Bu yılın ilk 6 ayında 693 milyon dolar fazla verdik.
Aynı şekilde Haziran ayı enflasyon oranı yüzde 0,99 geldi. Açıklanan veriler ekonomimize hayırlı uğurlu olsun diyorum. Hedeflerimize doğru inşallah kararlılıkla yürüyeceğiz.
42 ilimizde açacağımız 61 organize tarım bölgesiyle tarım alanında çok daha iyi yerlere geleceğiz. 15 organize tarım bölgesinde üretime başladık. Bu yıl 5 bölgede daha ilk kez üretime geçmeyi planlıyoruz."

"İNSANIN NİMET NİMETİN DE İNSAN ÜZERİNDE HAKKI VARDIR"
Toprağın ve doğanın sunduğu her türlü imkanın birer "nimet" olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bizim inanç ve kıymet manzumemizde insanın insan üzerinde nasıl hakkı varsa, nimetin de insan üzerinde hakkı vardır.
Medeniyet kodlarımızda nimete nankörlük etmek ayıpların en büyüğüdür. Nimeti vesile kılarak Allah’a şükretmek, nimetin hukukunu gözetmek ise en yüce erdemlerden biridir." ifadelerini kullandı.

"TOPRAK İÇİN ANA TABİRİNİ KULLANMAMIZ LAF OLSUN DİYE DEĞİL"
Türkiye'nin tarım konusundaki köklü geçmişine ve kültürel birikimine dikkat çeken Erdoğan, şöyle devam etti;
“Modern dünyanın aklına yeni gelen toprağı koruyacak tarım meselesi, bizim binlerce yıllık tecrübemizin adeta özü ve özeti gibidir.
Toprak için 'ana' tabirini kullanmamız laf olsun diye değildir. Şehirlerimizi bağlar içinde gösteren türküler boşuna yakılmamıştır. 'Ne ekersen onu biçersin' sözü milli hafızamıza boşuna kazınmamıştır.
Anadolu irfanının en müstesna temsilcilerinden Aşık Veysel; 'Dost dost diye nicesine sarıldım / Benim sadık yarim kara topraktır / Beyhude dolandım boşa yoruldum / Benim sadık yarim kara topraktır / Koyun verdi kuzu verdi süt verdi / Yemek verdi ekmek verdi et verdi / Kazma ile dövmeyince kıt verdi / Benim sadık yarim kara topraktır' derken hem kültürümüze hem de toprakla kurduğumuz işte bu gönül bağına işaret ediyor.”

"BİR KISSAYI PAYLAŞMAK İSTERİM"
“Burada ibretlerle dolu bir kıssayı sizlerle paylaşmak isterim. Büyük bir tüccar kuraklık mevsiminde zor durumda kalan yaşlı bir çiftçiye gider.
Şöyle bir teklifte bulunur: 'Gel bu tarlayı bana ver, tüm borçlarını sileyim, üstüne de para vereyim' der. Yaşlı çiftçi toprağına bakar ve tüccara şu cevabı verir: 'Oğul, sen benim borcumu silersin ama bu toprak her bahar benim açlığımı siliyor.
Sen parayı bir kere verirsin, toprak bana her yıl ekmek veriyor. Ben tarlayı sana satarsam önümüzdeki yıl borcum olmaz ama yiyecek ekmeğim de olmaz.' Bu söz üzerine tüccar ısrarından vazgeçer. Evet, tarım hem insan için hem de insanlığın geleceği için bu derece önemlidir, hayatidir, yeri doldurulamazdır.”

"ÇALIŞMALARINIZ DAHA DA BEREKETLENSİN"
“Büyük medeniyet inşa edenler ancak toprağın, rüzgarın, denizin, güneşin, iklimin dilini anlayanlar, o dille uyum içinde bir hayat sürenler olmuştur. Pek çok özelliği yanında bir nimet medeniyeti de olan Türk medeniyetinin varislerinin başında değerli çiftçilerimiz vardır.
Soframızdaki ekmeğimizden bulgurumuza, peynirimizden zeytinimize kadar hemen her gıdada çiftçilerimizin emeği ve alın teri bulunuyor. Bunun için her birinize şahsım ve milletim adına ayrı ayrı teşekkür ediyor, Rabbim çalışmalarınızı daha da bereketlendirsin diyorum.
Tabiat nankörlük etmez, kendine nankörlük edeni de affetmez. Küresel düzeyde karşılaştığımız iklim krizi ve afetlerin modern insanın toprağa ettiği nankörlük sonucu olduğunu sizler de görüyorsunuz.
Yusuf Has Hacib Kutadgu Bilig’de bakınız ne diyor: 'İnsan kirlenirse su ile yıkanır, su kirlenirse ne ile yıkanır?' İnsanlık olarak daha fazla kazanmak, daha fazla tüketmek uğruna suyun, toprağın, havanın kirletilmesinin bedelini çok ağır ödüyoruz.”

"TABİAT NANKÖRLÜK ETMEZ"
“Büyük medeniyet inşa edenler ancak toprağın, rüzgarın, denizin, güneşin, iklimin dilini anlayanlar, o dille uyum içinde bir hayat sürenler olmuştur. Pek çok özelliği yanında bir nimet medeniyeti de olan Türk medeniyetinin varislerinin başında değerli çiftçilerimiz vardır.
Soframızdaki ekmeğimizden bulgurumuza, peynirimizden zeytinimize kadar hemen her gıdada çiftçilerimizin emeği ve alın teri bulunuyor. Bunun için her birinize şahsım ve milletim adına ayrı ayrı teşekkür ediyor, Rabbim çalışmalarınızı daha da bereketlendirsin diyorum.
Tabiat nankörlük etmez, kendine nankörlük edeni de affetmez. Küresel düzeyde karşılaştığımız iklim krizi ve afetlerin modern insanın toprağa ettiği nankörlük sonucu olduğunu sizler de görüyorsunuz.
Yusuf Has Hacib Kutadgu Bilig’de bakınız ne diyor: 'İnsan kirlenirse su ile yıkanır, su kirlenirse ne ile yıkanır?' İnsanlık olarak daha fazla kazanmak, daha fazla tüketmek uğruna suyun, toprağın, havanın kirletilmesinin bedelini çok ağır ödüyoruz.”

"SU KAYNAKLARIMIZ ŞÜKÜRLER OLSUN DOLUYOR"
“Tarım alanları ve temiz su yataklarının yerleşime açılmasının, zararlı kimyasallarla ekolojik sistemin bozulmasının ceremesini çekiyoruz.
Toprağa ve suya emanet olarak değil, sömürülecek bir meta olarak bakan vahşi kapitalist zihniyet bugün yaşadığımız sorunların baş sorumlusudur. Türkiye hiçbir dahli olmadığı halde iklim krizinin yansımalarına en fazla maruz kalan ülkelerden biridir.
Son yıllarda kuraklık yaşadık, orman yangınlarıyla mücadele ettik, sellerle, taşkınlarla, zirai don olaylarıyla karşılaştık, çeşitli afetlerle yüzleştik. Özellikle geçen yıl bizi oldukça zorlayan bir sene oldu. Zirai dondan etkilenen üreticilerimize toplam 47 milyar lira ödeme yaptık. Hamdolsun bu yıl yağışlar bakımından bereketli bir sene geçiriyoruz.
Barajlarımız, göllerimiz, su kaynaklarımız şükürler olsun doluyor. Nehirlerimiz, derelerimiz tam da özlediğimiz şekilde gürül gürül akıyor. Hasatlar yapıldıkça rekolte açısından çiftçimizin yüzü de gülmeye başladı. Arpada, buğdayda ve inşallah pek çok mahsulde bu yıl rekor bekliyoruz.”

"TOHUMDA DÜNYADA İLK 10 ARASINDAYIZ"
“Ülkemizde 206 çeşit tarım ürünü yetişiyor. Bunların birçoğunda kendimize yeter durumdayız. Sebze üretiminde dünyada üçüncü, meyvede dördüncüyüz. 21 bitkisel ürün mahsulünde ise ilk üçteyiz.
Tohumda dünyada ilk on arasındayız. 117 ülkeye tohum ihraç ediyoruz. Bu sabah biliyorsunuz Haziran ayı ihracat rakamlarımız açıklandı. 2026 Haziran ayı ihracatı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 21,9 oranında artışla 24 milyar 940 milyon dolara yükseldi.”

"ÇALIŞTIK, ÇABALADIK BU SEVİYEYE ULAŞTIK"
“Elbette bu rakamlar, bu başarılar tesadüfen elde edilmedi. Sizlerle el ele verdik. Çalıştık, çabaladık ve bu seviyeye ulaştık. Tarımsal destekler konusunda kat kat artışlar yaptık. Arazi toplulaştırma, araştırma merkezleri, yerli tohumculuk, gen bankası gibi alanlarda önemli yatırımlar gerçekleştirdik.
Su ve sulama alanında 11 bine yakın eseri halkımızın hizmetine sunduk. Sulanan alan miktarını 7,3 milyon hektara çıkardık. Tabii en önemli desteği Ziraat Bankamız eliyle çiftçimizin finansal olarak desteklenmesi suretiyle gerçekleştirdik.”

"ÇİFTÇİYLE BÜTÜNLEŞMEK KASKET TAKMAK DEMEK DEĞİLDİR"
“Son 23 yılda tarımsal üretime reel rakamlarla yaklaşık 3 trilyon lira destek verdik. Geçen yıl sektöre verdiğimiz desteğin toplamı 706 milyar lirayı buldu. 2024 için tarıma doğrudan ve dolaylı olarak ayırdığımız rakam ise tam 939 milyar lira. Yani 1 trilyon liraya varan devasa bir rakamla üreticimizi destekleyeceğiz. Türkiye çiftçisine sağladığı destekler bakımından OECD ortalamasının yaklaşık iki katı düzeyinde yer alıyor. Biz birileri gibi şov yapmıyor, istismar yapmıyor, sadece iş yapıyoruz.
Çiftçiyle bütünleşmek kafaya kasket takmak değildir. Tarıma destek olmak muhalefetin yaptığı gibi meydanlarda her çiftçiye bedava traktör sözü verip sonra 'Biz onu reklam olsun diye yaptık' demek değildir.
Bunların tamamı buram buram riyakarlık kokan, şov kokan hareketlerdir. Bunlar aynı zamanda eski Türkiye'ye ait ucuz siyasi cingözlüklerdir. Dünyada ve Türkiye'de tarımın geldiği seviyeden haberleri bile yok. Kendileri de zihniyetleri de üzerine bindikleri traktör kadar müzelik. Bu müzelik zihniyetin ne ülkeye, ne millete, ne çiftçilerimize hayrı olur.
Ne demiş atalarımız? Darı unundan baklava, incir ağacından oklava olmaz. Eskisiyle yenisiyle ana muhalefetten bu ülkenin tarımına fayda gelmez. Zaten uğraştıkları, didiştikleri konuların basitliğine baktığımızda bırakın milleti kendilerine bile hayırlarının olmadığını hepimiz görebiliyoruz.”




