Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Uluslararası Para Fonu (IMF)-Dünya Bankası Bahar Toplantıları kapsamında düzenlenen "Parçalanan Bir Dünyada Ekonomik Entegrasyonun Geleceği" başlıklı panelde konuştu.
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, IMF-Dünya Bankası Bahar Toplantıları'nda Türkiye'nin yeni ekonomi stratejisini ve küresel ekonomik entegrasyonun geleceğini değerlendirdi. Küresel ekonomik modelin artık istikrarlı bir jeopolitik ortama dayanmadığı ve risklerin yönetilmesi gereken bir çerçeveye ihtiyaç duyulduğu belirtildi.
Türkiye'nin enerji arz güvenliği için sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) yatırımları ve boru hattı ağıyla güçlü bir çeşitlendirme stratejisi izlediği vurgulandı. Gelecekte ilave ticaret koridorlarına ihtiyaç duyulacağı ve Orta Koridor'un verimli bir seçenek olacağı ifade edildi.
Türkiye'nin Dünya Bankası ile 8,1 milyar dolarlık bir finansman anlaşması imzaladığı ve Irak ile de görüşmelerin sürdüğü bilgisi verildi.
Türkiye'nin bölgesi için doğal bir risk azaltma ve üretimi çeşitlendirme platformu olduğu değerlendirmesi yapıldı.
Gümrük Birliği'nin hizmetler, tarım ve kamu alımlarını da kapsayacak şekilde güncellenmesi beklentisi dile getirildi.
Enerji politikalarında yeşil dönüşümün hızlandırılması ve nükleer enerjinin uzun vadede bir seçenek olarak değerlendirilebileceği belirtildi.
Mali disiplinin önemine vurgu yapılarak, düşük bütçe açığı ve borç/GSYH oranının enflasyon şokunu hafiflettiği ifade edildi.
Kriz öncesi küresel ekonomik modelin istikrarlı bir jeopolitik ortama dayandığını ancak artık bu durumun geçerliliğini yitirdiğini belirten Şimşek, risklerin kriz boyutuna ulaşmadan yönetilmesini sağlayacak bir çerçevenin tasarlanması gerektiğini söyledi.
Enerji bağımlılığının bu çerçevede ilk akla gelen başlıklardan biri olduğunu vurgulayan Şimşek, Türkiye'nin Hürmüz Boğazı'ndaki gelişmelere maruziyetinin oldukça sınırlı kaldığını ifade etti.
Türkiye'nin enerji arz güvenliğinde güçlü bir çeşitlendirme stratejisi izlediğini belirten Şimşek, sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) kapasitesine yapılan yatırımları ve Anadolu'ya uzanan geniş boru hattı ağını bu stratejinin temel bileşenleri olarak öne çıkardı.
ORTA KORİDOR SEÇENEĞİ
Şimşek, gelecek dönemde ilave ticaret koridorlarına ihtiyaç duyulacağını vurgulayarak Orta Koridor'un en verimli seçeneklerden biri olacağını düşündüklerini söyledi.
Türkiye'nin bu hafta Dünya Bankası ile toplam 8,1 milyar dolarlık kritik bir finansman anlaşması imzaladığını belirten Şimşek, söz konusu projenin Asya'yı İstanbul Boğazı üzerinden demir yoluyla Avrupa'ya bağlayacağını aktardı. Şimşek, ayrıca Basra Körfezi ve Körfez İşbirliği Konseyi ülkelerini Türkiye'nin altyapı ağına yeniden bağlamak amacıyla Irak ile görüşmelerin yürütüldüğü bilgisini verdi.
Şimşek, "Dolayısıyla olayların seyrine tabi olmak yerine, öngörülü ve iyi tasarlanmış bir yaklaşımla hareket etmek zorundayız. Bunun yollarından birisi de yeni koridorlara ve ilave tedarik zincirlerine yatırım yapmaktan geçiyor." ifadelerini kullandı.
Türkiye'nin son 20-25 yılda fiziksel altyapıya yaklaşık 400 milyar dolarlık yatırım gerçekleştirdiğini aktaran Şimşek, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Avrupa ve Batı ile bağlarımız güçlü, bununla birlikte dünyanın geri kalanıyla da aktif biçimde etkileşim kuruyoruz. Bu ikili konum, Türkiye'yi bölgesi için doğal bir risk azaltma ve üretimi çeşitlendirme platformu haline getiriyor. Dolayısıyla bizim için fırsatlar olduğunu düşünüyoruz. Evet, küresel ekonomi şu anda ciddi bir sorunla karşı karşıya ancak biz kısa vadenin ötesine bakıyoruz ve önümüzde çok sayıda fırsat olacağına inanıyoruz."
GÜMRÜK BİRLİĞİ'NİN GÜNCELLENMESİNİ UMUYORUZ
Ticaretteki parçalanmaya verilecek yanıtın "izolasyon" olmaması gerektiğini vurgulayan Şimşek, bu tabloyu yönetmenin yollarından birinin "bölgesel entegrasyonu güçlendirmek" olduğunu belirterek yeni koridorlara yapılan yatırımların da yumuşak stratejik gücün bir bileşeni olduğunu aktardı.
Türkiye'nin Avrupa Birliği (AB) ile tam ekonomik entegrasyonunu derinleştirmeye devam etmek istediğinin altını çizen Şimşek, Avrupa'daki iç siyasi dinamiklerin bu süreci sınırladığını ifade etti.
Şimşek, Avrupa'daki iç siyasi kaygıların aşılması ve Türkiye-AB Gümrük Birliğinin hizmetler, tarım ve kamu alımlarını da kapsayacak şekilde güncellenmesi yönünde beklentilerini dile getirdi.
Bu koşullar altında Avrupa ile mevcut ticaret hacminin 10-20 yıl içinde rahatlıkla iki katına çıkabileceğini ifade eden Şimşek, "AB tarafında ilerlemenin sınırlı kalması nedeniyle artık yakın coğrafyamıza da odaklanıyoruz. Orta Asya, Orta Doğu ve Kuzey Afrika, AB kadar gelişmiş olmasa da hızla büyüyen pazarlar ve hepsi yakın komşularımız. Dost ülkelere ve yakın coğrafyaya üretim kaydırma (friendshoring ve nearshoring) açısından önümüzde ciddi bir alan var." diye konuştu.
BÖLGELER ARASINDA TERCİH YAPMAK ZORUNDA DEĞİLİZ
Afrika'yı da önemli bir coğrafya olarak gördüklerini belirten Şimşek, kıtadaki devasa altyapı yatırımlarının ve hizmet ile mal tedarikini besleyen demografik yapının burada çok sayıda fırsat sunduğunu kaydetti.
Şimşek, "Kısa vadede önceliğimiz, Türkmenistan'ı doğal gaz koridorumuza bağlamak ve Hürmüz Boğazı'nın kapanmasından olumsuz etkilenen güney komşularımızı kuzeye yönelen koridorları değerlendirmeye teşvik etmek olacak." dedi.
Türkiye'nin AB ülkeleri dahil toplam 54 serbest ticaret anlaşmasına sahip olduğuna dikkati çeken Şimşek, "Dolayısıyla bir tercih yapmak zorunda değiliz. Avrupa ve genel olarak Batı ile bağlarımızı korurken Doğu ve Afrika ile ilişkilerimizi de güçlendirmek istiyoruz." değerlendirmesini yaptı.
Ülkeler arasındaki karşılıklı bağımlılığın süreceğini ve tam anlamıyla izolasyonun mümkün olmadığını vurgulayan Şimşek, "Ne komşularımızdan ne de küresel tedarik zincirlerinden kopabiliriz. Ancak riskleri azaltmaya ve fırsatları çeşitlendirmeye yatırım yapmak zorundayız. Başka seçeneğimiz yok, şoklarla karşılaştık ve bunlardan ders çıkarmak durumundayız." ifadelerini kullandı.
UZUN VADEDE NÜKLEER ENERJİ SEÇENEĞİ
Küresel şokların uzun vadeli dayanıklılık üzerindeki etkilerine ilişkin bir soruyu cevaplayan Şimşek, ekonomist Milton Friedman'ın krizlerin gerçek değişimi tetiklediğine dair sözünü hatırlatarak mevcut şokun boşa harcanmaması gerektiğini vurguladı.
Bu noktada enerji politikalarından örnek veren Şimşek, yeşil dönüşümün hızlandırılması gerektiğini, uzun vadede nükleer enerji yatırımlarının da bir seçenek olarak değerlendirilebileceğini belirtti.
Şimşek, dijital dönüşümün de öncelikli alanlardan biri olduğunu vurgulayarak Türkiye'nin fiber altyapı ve 5G+ teknolojilerine güçlü yatırımlar yaptığını kaydetti.
Reformların yanı sıra mali disiplinin önemine de dikkati çeken Şimşek, şöyle devam etti: "Bugün dizel ve benzinde eşel mobil sistemi sayesinde ham petrol fiyatlarından kaynaklanan enflasyon şokunu hafifletebiliyorsak bunun nedeni geçen yıl bütçe açığımızı gayrisafi yurt içi hasılanın (GSYH) yüzde 3'ünün, borç/GSYH oranımızı ise yüzde 24'ün altında tutmuş olmamızdır. Yani mali alanımız var. Bunun yanında döviz rezervlerimizi de yeniden inşa ettik."





